KISACA
Bir şeyi zarar, kayıp, israf ya da yok oluştan uzak tutmak, kaydetmek ve korumaktır.
Bu yazıda neler var? (50 başlık)
- save time – zaman kazandırmak
- save money – para biriktirmek / tasarruf etmek
- save energy – enerji tasarrufu yapmak
- save water – su tasarrufu yapmak
- save space – yer kazandırmak
- save fuel – yakıt tasarrufu yapmak
- save yourself – kendini kurtar
- save data – veri kaydetmek / korumak
- save your work – çalışmayı kaydetmek
- save progress – ilerlemeyi kaydetmek
- save a life – bir hayat kurtarmak
- save face – itibarını kurtarmak
- save the day – günü kurtarmak
- save one’s reputation – itibarını korumak
- save someone’s soul – birinin ruhunu kurtarmak
- save someone from themselves – birini kendinden korumak
- save your breath – boşuna konuşma
- save someone a seat – birine yer ayırmak
- save the best for last – en iyisini sona saklamak
- save a document – belgeyi kaydetmek
- save a file – dosya kaydetmek
- save changes – değişiklikleri kaydetmek
- save a copy – bir kopyasını kaydetmek
- save settings – ayarları kaydetmek
- save a contact – kişiyi kaydetmek
- save to cloud – buluta kaydetmek
- save login info – giriş bilgilerini kaydetmek
- save bandwidth – bant genişliği tasarrufu yapmak
- save a version – bir sürüm kaydetmek
- save a date – tarihi not etmek
- save a message – mesajı kaydetmek
- save a phone number – numarayı kaydetmek
- save a seat – koltuk ayırmak
- save energy for later – sonra için enerji saklamak
- save dessert for last – tatlıyı sona bırakmak
- save for retirement – emeklilik için biriktirmek
- save for a rainy day – kötü günler için biriktirmek
- save a voice note – ses kaydını saklamak
- save old photos – eski fotoğrafları korumak
- save a tree – ağaç kurtarmak
- save a relationship – ilişkiyi kurtarmak
- save a failing company – iflas etmekte olan şirketi kurtarmak
- save the file as... – farklı kaydetmek
- save on costs – masraflardan tasarruf etmek
- save someone’s job – birinin işini kurtarmak
- save yourself the trouble – zahmete girmemek
- save for later – sonra için saklamak
- save a password – şifre kaydetmek
- save the world – dünyayı kurtarmak
- “Start where you are. Use what you have. Do what you can.”
save time – zaman kazandırmak
This app helps me save time every day.
⤷ Bu uygulama her gün bana zaman kazandırıyor.
save money – para biriktirmek / tasarruf etmek
I’m trying to save money for a new car.
⤷ Yeni bir araba için para biriktirmeye çalışıyorum.
save energy – enerji tasarrufu yapmak
Turn off the lights to save energy.
⤷ Enerji tasarrufu için ışıkları kapat.
save water – su tasarrufu yapmak
Take shorter showers to save water.
⤷ Su tasarrufu için daha kısa duş al.
save space – yer kazandırmak
This vacuum bag saves space in the closet.
⤷ Bu vakumlu çanta dolapta yer kazandırıyor.
save fuel – yakıt tasarrufu yapmak
Driving slowly can save fuel.
⤷ Yavaş sürmek yakıt tasarrufu sağlayabilir.
save yourself – kendini kurtar
Jump out and save yourself!
⤷ Atla ve kendini kurtar!
save data – veri kaydetmek / korumak
Make sure you save your data before exiting.
⤷ Çıkmadan önce verilerinizi kaydettiğinizden emin olun.
save your work – çalışmayı kaydetmek
Don’t forget to save your work regularly.
⤷ Çalışmanızı düzenli olarak kaydetmeyi unutmayın.
save progress – ilerlemeyi kaydetmek
The game saves progress automatically.
⤷ Oyun ilerlemeyi otomatik olarak kaydediyor.
save a life – bir hayat kurtarmak
CPR can save a life.
⤷ Kalp masajı bir hayat kurtarabilir.
save someone from danger – birini tehlikeden kurtarmak
He saved the dog from danger.
⤷ Köpeği tehlikeden kurtardı.
save face – itibarını kurtarmak
He apologized to save face.
⤷ İtibarını kurtarmak için özür diledi.
save the day – günü kurtarmak
The backup team arrived just in time to save the day.
⤷ Yedek ekip tam zamanında gelip günü kurtardı.
save one’s reputation – itibarını korumak
She acted quickly to save her reputation.
⤷ İtibarını korumak için hızlı davrandı.
save someone’s soul – birinin ruhunu kurtarmak
He believed he could save her soul.
⤷ Onun ruhunu kurtarabileceğine inanıyordu.
save someone from themselves – birini kendinden korumak
Sometimes we need to save people from themselves.
⤷ Bazen insanları kendilerinden korumamız gerekir.
save your breath – boşuna konuşma
Just save your breath, he won't listen.
⤷ Boşuna konuşma, seni dinlemeyecek.
save someone a seat – birine yer ayırmak
I’ll save you a seat near the front.
⤷ Önlerde sana bir yer ayıracağım.
save the best for last – en iyisini sona saklamak
I always save the best for last.
⤷ En iyisini hep sona saklarım.
save a document – belgeyi kaydetmek
Don’t forget to save the document.
⤷ Belgeyi kaydetmeyi unutma.
save a file – dosya kaydetmek
Please save the file to the desktop.
⤷ Lütfen dosyayı masaüstüne kaydet.
save changes – değişiklikleri kaydetmek
Click “OK” to save changes.
⤷ “Tamam”a tıklayarak değişiklikleri kaydedin.
save a copy – bir kopyasını kaydetmek
Always save a copy before editing.
⤷ Düzenlemeden önce her zaman bir kopyasını kaydet.
save settings – ayarları kaydetmek
You must click “Apply” to save settings.
⤷ Ayarları kaydetmek için “Uygula”ya tıklamalısınız.
save a contact – kişiyi kaydetmek
I saved your contact on my phone.
⤷ Numaranı telefonuma kaydettim.
save to cloud – buluta kaydetmek
This photo was saved to the cloud.
⤷ Bu fotoğraf buluta kaydedildi.
save login info – giriş bilgilerini kaydetmek
Chrome can save your login info.
⤷ Chrome giriş bilgilerini kaydedebilir.
save bandwidth – bant genişliği tasarrufu yapmak
Use low-res images to save bandwidth.
⤷ Bant genişliği tasarrufu için düşük çözünürlüklü görseller kullanın.
save a version – bir sürüm kaydetmek
Let’s save a version before finalizing.
⤷ Son halini vermeden önce bir sürüm kaydedelim.
save a date – tarihi not etmek
Save the date for my wedding!
⤷ Düğünüm için tarihi not et!
save a message – mesajı kaydetmek
I saved her last voice message.
⤷ Onun son sesli mesajını kaydettim.
save a phone number – numarayı kaydetmek
Did you save my number?
⤷ Numaramı kaydettin mi?
save a seat – koltuk ayırmak
I’ll save you a seat at the concert.
⤷ Konserde sana koltuk ayıracağım.
save energy for later – sonra için enerji saklamak
You should save your energy for the meeting.
⤷ Enerjini toplantı için saklamalısın.
save dessert for last – tatlıyı sona bırakmak
I always save dessert for last.
⤷ Tatlıyı hep sona bırakırım.
save for retirement – emeklilik için biriktirmek
I’ve started to save for retirement.
⤷ Emeklilik için para biriktirmeye başladım.
save for a rainy day – kötü günler için biriktirmek
I always save some money for a rainy day.
⤷ Kötü günler için her zaman biraz para biriktiririm.
save a voice note – ses kaydını saklamak
I saved his voice note as a memory.
⤷ Onun ses kaydını bir hatıra olarak sakladım.
save old photos – eski fotoğrafları korumak
My grandma still saves old photos in albums.
⤷ Büyükannem hâlâ eski fotoğrafları albümlerde saklar.
save a tree – ağaç kurtarmak
Save a tree, read online.
⤷ Bir ağaç kurtar, çevrimiçi oku.
save a relationship – ilişkiyi kurtarmak
Can love save a relationship?
⤷ Sevgi bir ilişkiyi kurtarabilir mi?
save a failing company – iflas etmekte olan şirketi kurtarmak
They tried to save the company from closing.
⤷ Şirketin kapanmasını engellemeye çalıştılar.
save the file as... – farklı kaydetmek
Save the file as PDF, please.
⤷ Lütfen dosyayı PDF olarak kaydet.
save on costs – masraflardan tasarruf etmek
Outsourcing helps save on costs.
⤷ Dış kaynak kullanımı masrafları azaltır.
save someone’s job – birinin işini kurtarmak
His quick thinking saved her job.
⤷ Onun hızlı düşünmesi işini kurtardı.
save yourself the trouble – zahmete girmemek
Just take a cab and save yourself the trouble.
⤷ Taksiye bin ve zahmete girme.
save for later – sonra için saklamak
I’ll save this article for later.
⤷ Bu makaleyi sonra için saklayacağım.
save a password – şifre kaydetmek
Do you want Chrome to save your password?
⤷ Chrome şifreni kaydetsin mi?
save the world – dünyayı kurtarmak
Superheroes always try to save the world.
⤷ Süper kahramanlar her zaman dünyayı kurtarmaya çalışır.
“Start where you are. Use what you have. Do what you can.”
Neredeysen oradan başla. Neyin varsa onu kullan. Elinden geleni yap.
Aleyna Hoca ve Speaxon ekibi
Konuşarak öğrenme yöntemiyle A1'den B2'ye İngilizce eğitimi veriyoruz.
Okuduklarınızı konuşarak pekiştirin.
15 dakikalık ücretsiz seviye tespitiyle size uygun programı birlikte seçelim.



