Tüm yazılar
Genel

''do'' ile ilgili en çok kullanılan 50 fiiller listesi

30 Nisan 20254 dk okuma

''do'' ile ilgili en çok kullanılan 50 fiiller listesi

KISACA

Bir işi, görevi, aktiviteyi ya da eylemi gerçekleştirmek ''yapmak, icra etmek, gerçekleştirmek'' anlamında kullanılır.

Bu yazıda neler var? (50 başlık)
  1. do homework – ödev yapmak
  2. do the dishes – bulaşıkları yıkamak
  3. do the laundry – çamaşır yıkamak
  4. do business – iş yapmak
  5. do research – araştırma yapmak
  6. do a favor – iyilik yapmak
  7. do your best – elinden gelenin en iyisini yapmak
  8. do exercise – egzersiz yapmak
  9. do your hair – saçını yapmak
  10. do makeup – makyaj yapmak
  11. do housework – ev işi yapmak
  12. do a job – iş yapmak
  13. do a presentation – sunum yapmak
  14. do the shopping – alışveriş yapmak
  15. do damage – zarar vermek
  16. do the cleaning – temizlik yapmak
  17. do your nails – tırnaklarını yapmak
  18. do your duty – görevini yapmak
  19. do good – iyilik yapmak, iyi gelmek
  20. do harm – zarar vermek
  21. do time – hapis yatmak
  22. do the ironing – ütü yapmak
  23. do a course – kursa gitmek
  24. do yoga – yoga yapmak
  25. do a puzzle – yapboz yapmak
  26. do your chores – günlük ev işlerini yapmak
  27. do the vacuuming – elektrikli süpürgeyle süpürmek
  28. do the cooking – yemek yapmak
  29. do well – iyi gitmek, iyi yapmak
  30. do badly – kötü yapmak
  31. do a test – test yapmak
  32. do your part – üzerine düşeni yapmak
  33. do a project – proje yapmak
  34. do paperwork – evrak işleri yapmak
  35. do experiments – deney yapmak
  36. do magic – sihir yapmak
  37. do a drawing – çizim yapmak
  38. do the gardening – bahçeyle ilgilenmek
  39. do a dance – dans etmek
  40. do stretching – esneme hareketi yapmak
  41. do your taxes – vergi işlerini yapmak
  42. do a workout – antrenman yapmak
  43. do an interview – röportaj yapmak
  44. do charity work – yardım işi yapmak
  45. do a painting – resim/tablo yapmak
  46. do a task – görev yapmak
  47. do something – bir şey yapmak
  48. do nothing – hiçbir şey yapmamak
  49. do everything – her şeyi yapmak
  50. do anything – herhangi bir şey yapmak

do homework – ödev yapmak

I have to do my homework. (Ödevimi yapmalıyım.)

do the dishes – bulaşıkları yıkamak

He does the dishes every night. (Her gece bulaşıkları yıkar.)

do the laundry – çamaşır yıkamak

I’ll do the laundry later. (Çamaşırları sonra yıkayacağım.)

do business – iş yapmak

They do business with foreign clients. (Yabancı müşterilerle iş yapıyorlar.)

do research – araştırma yapmak

She is doing research on cancer. (Kanser üzerine araştırma yapıyor.)

do a favor – iyilik yapmak

Can you do me a favor? (Bana bir iyilik yapar mısın?)

do your best – elinden gelenin en iyisini yapmak

Just do your best. (Sadece elinden gelenin en iyisini yap.)

do exercise – egzersiz yapmak

He does exercise every morning. (Her sabah egzersiz yapar.)

do your hair – saçını yapmak

She did her hair beautifully. (Saçını çok güzel yaptı.)

do makeup – makyaj yapmak

I don’t have time to do my makeup. (Makyaj yapacak vaktim yok.)

do housework – ev işi yapmak

I hate doing housework. (Ev işi yapmaktan nefret ederim.)

do a job – iş yapmak

He did a great job. (Harika bir iş çıkardı.)

do a presentation – sunum yapmak

I did a presentation today. (Bugün bir sunum yaptım.)

do the shopping – alışveriş yapmak

I need to do the shopping this evening. (Bu akşam alışveriş yapmam gerekiyor.)

do damage – zarar vermek

The flood did a lot of damage. (Sel büyük zarar verdi.)

do the cleaning – temizlik yapmak

Let’s do the cleaning together. (Temizliği birlikte yapalım.)

do your nails – tırnaklarını yapmak

She’s doing her nails right now. (Şu an tırnaklarını yapıyor.)

do your duty – görevini yapmak

You must do your duty. (Görevini yapmalısın.)

do good – iyilik yapmak, iyi gelmek

This medicine will do you good. (Bu ilaç sana iyi gelecek.)

do harm – zarar vermek

Junk food does harm to your body. (Abur cubur vücuda zarar verir.)

do time – hapis yatmak

He did time for robbery. (Soygundan hapis yattı.)

do the ironing – ütü yapmak

I have to do the ironing. (Ütü yapmam gerek.)

do a course – kursa gitmek

I’m doing a Spanish course. (İspanyolca kursuna gidiyorum.)

do yoga – yoga yapmak

She does yoga in the mornings. (Sabahları yoga yapar.)

do a puzzle – yapboz yapmak

Let’s do a puzzle together. (Birlikte yapboz yapalım.)

do your chores – günlük ev işlerini yapmak

Kids should do their chores. (Çocuklar ev işlerini yapmalı.)

do the vacuuming – elektrikli süpürgeyle süpürmek

I forgot to do the vacuuming. (Süpürmeyi unuttum.)

do the cooking – yemek yapmak

I’ll do the cooking tonight. (Bu akşam yemeği ben yapacağım.)

do well – iyi gitmek, iyi yapmak

She did well in the interview. (Mülakatta iyi iş çıkardı.)

do badly – kötü yapmak

I did badly on the test. (Testte kötü yaptım.)

do a test – test yapmak

We did a test in class. (Derste test yaptık.)

do your part – üzerine düşeni yapmak

Please do your part. (Lütfen üzerine düşeni yap.)

do a project – proje yapmak

They’re doing a science project. (Bir fen projesi yapıyorlar.)

do paperwork – evrak işleri yapmak

I need to do some paperwork. (Biraz evrak işi yapmalıyım.)

do experiments – deney yapmak

The students did several experiments. (Öğrenciler birkaç deney yaptı.)

do magic – sihir yapmak

Can you do magic tricks? (Sihir numaraları yapabilir misin?)

do a drawing – çizim yapmak

She did a drawing of a cat. (Bir kedi çizimi yaptı.)

do the gardening – bahçeyle ilgilenmek

My dad loves to do the gardening. (Babam bahçeyle uğraşmayı sever.)

do a dance – dans etmek

They did a beautiful dance. (Güzel bir dans yaptılar.)

do stretching – esneme hareketi yapmak

I do stretching before workouts. (Antrenmandan önce esneme yaparım.)

do your taxes – vergi işlerini yapmak

I haven’t done my taxes yet. (Henüz vergi işlerini yapmadım.)

do a workout – antrenman yapmak

He does a workout every day. (Her gün antrenman yapar.)

do an interview – röportaj yapmak

She did an interview with a famous actor. (Ünlü bir aktörle röportaj yaptı.)

do charity work – yardım işi yapmak

They do charity work in Africa. (Afrika’da yardım işleri yapıyorlar.)

do a painting – resim/tablo yapmak

I did a painting of the sea. (Deniz resmi yaptım.)

do a task – görev yapmak

He did the task successfully. (Görevi başarıyla yaptı.)

do something – bir şey yapmak

I want to do something fun. (Eğlenceli bir şey yapmak istiyorum.)

do nothing – hiçbir şey yapmamak

I just want to do nothing today. (Bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum.)

do everything – her şeyi yapmak

She always does everything herself. (Her şeyi hep kendi yapar.)

do anything – herhangi bir şey yapmak

I’ll do anything for you. (Senin için her şeyi yaparım.)

“Small steps every day lead to big changes.”

Her gün atılan küçük adımlar, büyük değişimler getirir.

Aleyna Hoca ve Speaxon ekibi

Konuşarak öğrenme yöntemiyle A1'den B2'ye İngilizce eğitimi veriyoruz.

Okuduklarınızı konuşarak pekiştirin.

15 dakikalık ücretsiz seviye tespitiyle size uygun programı birlikte seçelim.

Bunları da okuyun