Tüm yazılar
Genel

''keep'' ile ilgili en çok kullanılan 50 fiiller listesi

7 Mayıs 20255 dk okuma

''keep'' ile ilgili en çok kullanılan 50 fiiller listesi

KISACA

Bir şeyi yapmaya devam etmek veya bir durumun sürmesini sağlamak. Özellikle devamlılık, sahiplik, koruma ve kontrol anlamlarında oldukça yaygın kullanılır.

Bu yazıda neler var? (49 başlık)
  1. keep going – devam etmek
  2. keep in touch – iletişimde kalmak
  3. keep calm – sakin kalmak
  4. keep quiet – sessiz kalmak
  5. keep trying – denemeye devam etmek
  6. keep moving – hareket etmeye devam etmek
  7. keep smiling – gülümsemeye devam et
  8. keep a secret – sır tutmak
  9. keep safe – güvende kalmak
  10. keep warm – sıcak kalmak
  11. keep busy – meşgul kalmak
  12. keep away – uzak durmak
  13. keep out – dışarıda kalmak
  14. keep on doing – yapmaya devam etmek
  15. keep back – geri durmak
  16. keep up – ayak uydurmak
  17. keep down – bastırmak, azaltmak
  18. keep to yourself – kendine saklamak
  19. keep track of – takip etmek
  20. keep an eye on – göz kulak olmak
  21. keep someone waiting – birini bekletmek
  22. keep promises – sözünü tutmak
  23. keep a diary – günlük tutmak
  24. keep in mind – aklında tutmak
  25. keep doing something – bir şeyi yapmaya devam etmek
  26. keep someone company – birine eşlik etmek
  27. keep up the good work – iyi işe devam etmek
  28. keep fit – formda kalmak
  29. keep in line – disiplinli tutmak
  30. keep under control – kontrol altında tutmak
  31. keep a low profile – dikkat çekmemek
  32. keep someone posted – birini bilgilendirmeye devam etmek
  33. keep up appearances – dışarıya iyi görünmek
  34. keep a close watch – sıkı gözlem yapmak
  35. keep a distance – mesafe koymak
  36. keep a record – kayıt tutmak
  37. keep pace with – hızına yetişmek
  38. keep someone from doing – birinin bir şey yapmasını engellemek
  39. keep notes – not tutmak
  40. keep someone in the loop – birini süreçten haberdar etmek
  41. keep still – hareketsiz kalmak
  42. keep your eyes open – dikkatli olmak
  43. keep it up – böyle devam et
  44. keep cool – serinkanlı kalmak
  45. keep secrets – sır saklamak
  46. keep up with the news – haberleri takip etmek
  47. keep late hours – geç saatlere kadar ayakta kalmak
  48. keep your head up – başını dik tutmak
  49. “One word a day keeps fear away.”

keep going – devam etmek

Keep going until you reach the station.

(İstasyona ulaşana kadar devam et.)

keep in touch – iletişimde kalmak

Let’s keep in touch after the project ends.

(Proje bittikten sonra iletişimde kalalım.)

keep calm – sakin kalmak

Try to keep calm during stressful situations.

(Stresli durumlarda sakin kalmaya çalış.)

keep quiet – sessiz kalmak

Please keep quiet during the movie.

(Film boyunca lütfen sessiz olun.)

keep trying – denemeye devam etmek

Even if you fail, keep trying.

(Başarısız olsan bile denemeye devam et.)

keep moving – hareket etmeye devam etmek

We must keep moving to reach before sunset.

(Gün batmadan önce ulaşmak için hareket etmeye devam etmeliyiz.)

keep smiling – gülümsemeye devam et

No matter what happens, keep smiling.

(Ne olursa olsun, gülümsemeye devam et.)

keep a secret – sır tutmak

Can you keep a secret?

(Sır tutabilir misin?)

keep safe – güvende kalmak

Keep safe during the storm.

(Fırtına sırasında güvende kal.)

keep warm – sıcak kalmak

Wear a jacket to keep warm.

(Sıcak kalmak için ceket giy.)

keep busy – meşgul kalmak

I try to keep busy so I don’t think about it.

(Düşünmemek için meşgul kalmaya çalışıyorum.)

keep away – uzak durmak

Keep away from the edge of the cliff.

(Uçurum kenarından uzak dur.)

keep out – dışarıda kalmak

Keep out of the construction site.

(İnşaat alanından uzak dur.)

keep on doing – yapmaya devam etmek

Keep on practicing every day.

(Her gün pratik yapmaya devam et.)

keep back – geri durmak

The police asked the crowd to keep back.

(Polis kalabalıktan geri durmalarını istedi.)

keep up – ayak uydurmak

Try to keep up with the group.

(Grupla aynı tempoda gitmeye çalış.)

keep down – bastırmak, azaltmak

Try to keep your voice down in the library.

(Kütüphanede sesini alçak tutmaya çalış.)

keep to yourself – kendine saklamak

He keeps his feelings to himself.

(Duygularını kendine saklar.)

keep track of – takip etmek

I keep track of my expenses in a notebook.

(Masraflarımı bir defterde takip ederim.)

keep an eye on – göz kulak olmak

Can you keep an eye on my bag?

(Çantama göz kulak olabilir misin?)

keep someone waiting – birini bekletmek

Sorry to keep you waiting.

(Beklettiğim için üzgünüm.)

keep promises – sözünü tutmak

He always keeps his promises.

(O her zaman sözünü tutar.)

keep a diary – günlük tutmak

She keeps a diary of her travels.

(Seyahatleriyle ilgili günlük tutar.)

keep in mind – aklında tutmak

Keep in mind that she’s allergic to nuts.

(Fındıklara alerjisi olduğunu aklında tut.)

keep doing something – bir şeyi yapmaya devam etmek

They keep calling me at night.

(Beni gece boyunca aramaya devam ediyorlar.)

keep someone company – birine eşlik etmek

I’ll keep you company while you wait.

(Beklerken sana eşlik ederim.)

keep up the good work – iyi işe devam etmek

You’re doing great! Keep up the good work!

(Harika gidiyorsun! Bu şekilde devam et!)

keep fit – formda kalmak

She runs every day to keep fit.

(Formda kalmak için her gün koşar.)

keep in line – disiplinli tutmak

The teacher tried to keep the students in line.

(Öğretmen öğrencileri disiplinli tutmaya çalıştı.)

keep under control – kontrol altında tutmak

Try to keep your emotions under control.

(Duygularını kontrol altında tutmaya çalış.)

keep a low profile – dikkat çekmemek

After the scandal, he tried to keep a low profile.

(Skandaldan sonra dikkat çekmemeye çalıştı.)

keep someone posted – birini bilgilendirmeye devam etmek

Keep me posted about any changes.

(Herhangi bir değişiklik olursa beni bilgilendir.)

keep up appearances – dışarıya iyi görünmek

They are broke but still try to keep up appearances.

(Parasızlar ama yine de dışarıya iyi görünmeye çalışıyorlar.)

keep a close watch – sıkı gözlem yapmak

Doctors are keeping a close watch on the patient.

(Doktorlar hastayı sıkı gözlem altında tutuyor.)

keep a distance – mesafe koymak

Try to keep a distance in crowded places.

(Kalabalık yerlerde mesafe koymaya çalış.)

keep a record – kayıt tutmak

They keep a record of all phone calls.

(Tüm telefon aramalarının kaydını tutarlar.)

keep pace with – hızına yetişmek

It’s hard to keep pace with technology.

(Teknolojiyle aynı hızda gitmek zor.)

keep someone from doing – birinin bir şey yapmasını engellemek

Nothing can keep me from loving you.

(Hiçbir şey seni sevmemi engelleyemez.)

keep notes – not tutmak

Keep notes during the lecture.

(Ders sırasında not tut.)

keep someone in the loop – birini süreçten haberdar etmek

Please keep me in the loop about this decision.

(Bu kararla ilgili beni bilgilendirmeye devam et.)

keep still – hareketsiz kalmak

Keep still while I take the photo.

(Fotoğraf çekerken hareketsiz kal.)

keep your eyes open – dikkatli olmak

Keep your eyes open for any danger.

(Herhangi bir tehlikeye karşı gözünü açık tut.)

keep it up – böyle devam et

You’re improving fast – keep it up!

(Hızla gelişiyorsun – böyle devam et!)

keep a promise – verdiği sözü tutmak

Always keep your promises.

(Her zaman verdiğin sözü tut.)

keep cool – serinkanlı kalmak

Try to keep cool even when angry.

(Kızgın olsan bile serinkanlı olmaya çalış.)

keep secrets – sır saklamak

She can’t keep secrets.

(O sır saklayamaz.)

keep up with the news – haberleri takip etmek

I try to keep up with the news daily.

(Günlük olarak haberleri takip etmeye çalışırım.)

keep in shape – fit kalmak

Swimming helps me keep in shape.

(Yüzmek formda kalmama yardımcı olur.)

keep late hours – geç saatlere kadar ayakta kalmak

He keeps late hours because of his job.

(İşi nedeniyle geç saatlere kadar ayakta kalır.)

keep your head up – başını dik tutmak

Things will get better. Keep your head up.

(Her şey düzelecek. Başını dik tut.)

“One word a day keeps fear away.”

Günde bir kelime, korkuyu uzak tutar.

Aleyna Hoca ve Speaxon ekibi

Konuşarak öğrenme yöntemiyle A1'den B2'ye İngilizce eğitimi veriyoruz.

Okuduklarınızı konuşarak pekiştirin.

15 dakikalık ücretsiz seviye tespitiyle size uygun programı birlikte seçelim.

Bunları da okuyun