Tüm yazılar
İngilizce Geliştir

ingilizcede deyimlerin fiillerde karşılığı

8 Haziran 20256 dk okuma

ingilizcede deyimlerin fiillerde karşılığı

KISACA

"Broaden one's horizons" (Ufkunu genişletmek): Yeni kültürleri tanımak

Break the ice – initiate → ortamı yumuşatmak → başlatmak

Hit the books – study → ders çalışmak → çalışmak

Pull someone's leg – tease → birini kandırmak → şaka yapmak / takılmak

Spill the beans – reveal → sırrı açıklamak → açığa vurmak

Blow off steam – relax → stres atmak → rahatlamak

Kick the bucket – die → ölmek (argo) → ölmek

Bite the bullet – endure → dişini sıkmak → katlanmak / dayanmak

Call it a day – stop → işi bitirmek → bırakmak / durmak

Cut to the chase – focus → sadede gelmek → odaklanmak / doğrudan söylemek

Face the music – accept → cezayla yüzleşmek → kabullenmek

Get cold feet – hesitate → son anda vazgeçmek → tereddüt etmek

Go the extra mile – excel → fazladan çaba göstermek → mükemmelleşmek / üstün olmak

Hit the sack – sleep → yatmak → uyumak

Let the cat out of the bag – confess → sırrı açığa vurmak → itiraf etmek

Miss the boat – miss → fırsatı kaçırmak → kaçırmak

Play it by ear – improvise → doğaçlama yapmak → doğaçlamak

Put all your eggs in one basket – risk → tüm umudu bir şeye bağlamak → risk almak

Throw in the towel – quit → pes etmek → vazgeçmek / bırakmak

Turn a blind eye – ignore → görmezden gelmek → görmezden gelmek

Under the weather – feel ill → hasta gibi hissetmek → rahatsız hissetmek

Beat around the bush – avoid → lafı dolandırmak → kaçınmak

Break down – collapse → çökmek, duygusal olarak yıkılmak → yıkılmak / çökmek

Catch someone red-handed – catch → suçüstü yakalamak → yakalamak

Drop the ball – fail → hata yapmak → başarısız olmak

Fish for compliments – seek → iltifat beklemek → aramak / istemek

Hold your tongue – restrain → susmak → kendini tutmak

Jump the gun – rush → erken davranmak → acele etmek

Leave no stone unturned – search → her yolu denemek → aramak / incelemek

Look down on – disdain → küçümsemek → hor görmek

Make ends meet – survive → geçinmek → geçinmek / idare etmek

Pass the buck – blame → suçu başkasına atmak → suçlamak

Put yourself in someone’s shoes – empathize → empati kurmak → empati yapmak

Rain on someone’s parade – ruin → birinin keyfini kaçırmak → bozmak / mahvetmek

Rock the boat – disturb → huzuru bozmak → sarsmak / bozmak

Shoot yourself in the foot – sabotage → kendi işini zorlaştırmak → sabote etmek

Sit on the fence – hesitate → kararsız kalmak → ikilemde kalmak

Sleep on it – delay → bir karar için uyuyup düşünmek → ertelemek

Steal the show – stand out → tüm ilgiyi üzerine çekmek → öne çıkmak

Stick your nose into – interfere → burnunu sokmak → karışmak

Sweep under the rug – ignore → görmezden gelmek → üzerini örtmek

Bend over backwards – help → yardım etmek için çırpınmak → yardım etmek

Cry over spilled milk – regret → geçmişe üzülmek → pişman olmak

Draw the line – limit → bir sınır koymak → sınır koymak

Eat your words – admit → söylediklerini geri almak → kabul etmek

Fall through the cracks – fail → gözden kaçmak → başarısız olmak / unutulmak

Get the ball rolling – start → bir şeyi başlatmak → başlamak

Go down in flames – fail → büyük bir şekilde başarısız olmak → çökmek / batmak

Have a blast – enjoy → çok keyif almak → eğlenmek

Hold your horses – wait → biraz beklemek → beklemek / sabretmek

Jump on the bandwagon – join → modaya uymak → katılmak / uymak

Keep an eye on – monitor → göz kulak olmak → izlemek / gözetmek

Let sleeping dogs lie – avoid → karıştırmamak, açmamak → kaçınmak

Make a mountain out of a molehill – exaggerate → abartmak → abartmak

Open a can of worms – complicate → işleri karıştırmak → karmaşıklaştırmak

Pull the plug – cancel → iptal etmek → sonlandırmak

Put your foot down – insist → kararlı davranmak → ısrar etmek / diretmek

Set the record straight – clarify → doğruyu açıklamak → açıklığa kavuşturmak

Take something with a grain of salt – doubt → şüpheyle yaklaşmak → şüphe etmek

Twist someone’s arm – persuade → ikna etmek → zorlamak / ikna etmek

Weather the storm – survive → zorlukları atlatmak → dayanmak / aşmak

Break someone's heart – hurt → kalbini kırmak → incitmek

Catch someone’s eye – attract → dikkatini çekmek → çekmek / cezbetmek

Clam up – stay silent → susmak → konuşmamak / sessiz kalmak

Come clean – confess → itirafta bulunmak → itiraf etmek

Cut corners – cheat → kolay yoldan gitmek → kısmak / kestirmeden gitmek

Dig your heels in – resist → direnmek → karşı koymak

Drop a hint – suggest → ima etmek → önermek / ima etmek

Fall head over heels – love → delicesine âşık olmak → âşık olmak

Figure it out – solve → çözmek → çözüm bulmak

Follow in someone’s footsteps – imitate → izinden gitmek → takip etmek / örnek almak

Get a grip – control → kendine hâkim olmak → kontrol etmek

Give someone a hard time – annoy → zorluk çıkarmak → rahatsız etmek / zorlamak

Hang in there – persist → dayanmak → sabretmek / devam etmek

Hit rock bottom – collapse → dibe vurmak → çökmek

Keep your chin up – stay strong → güçlü kalmak → morali yüksek tutmak

Laugh your head off – laugh → katıla katıla gülmek → gülmek

Let off steam – release → içini dökmek → rahatlamak / boşaltmak

Move heaven and earth – try → her yolu denemek → çabalamak

Pick up the pieces – recover → toparlanmak → iyileşmek / yeniden başlamak

Put words in someone’s mouth – misrepresent → yanlış aktarmak → çarpıtmak

Raise eyebrows – shock → şaşırtmak → şok etmek / şaşırtmak

Rub salt in the wound – aggravate → yaraya tuz basmak → kötüleştirmek

Sink or swim – survive → ya başar ya bat → hayatta kalmak

Skate on thin ice – risk → tehlikeye girmek → risk almak

Stick to your guns – persist → fikrinde ısrarcı olmak → inat etmek / sürdürmek

Sweep someone off their feet – impress → birini etkilemek → büyülemek

Take the plunge – decide → cesur bir karar almak → karar vermek / adım atmak

Talk the talk – pretend → sadece konuşmak → mış gibi yapmak

Throw a fit – rage → öfke nöbeti geçirmek → çıldırmak / sinirlenmek

Tie the knot – marry → evlenmek → evlenmek

Turn the tables – reverse → durumu tersine çevirmek → tersine çevirmek

Walk on eggshells – be cautious → dikkatli davranmak → dikkat etmek / temkinli olmak

Wash your hands of something – disown → sorumluluğu üstünden atmak → iliğini kesmek / elini çekmek

Wear your heart on your sleeve – express → duygularını açıkça göstermek → ifade etmek

Work against the clock – hurry → zamana karşı yarışmak → acele etmek / hızlanmak

Bite off more than you can chew – overdo → boyundan büyük işe kalkışmak → fazla yüklenmek

Call the shots – control → kontrolü elinde tutmak → emir vermek / yönlendirmek

Fly off the handle – explode → birden parlamak → patlamak / öfkelenmek

Get the hang of it – learn → kavramak → öğrenmek

Let bygones be bygones – forgive → geçmişi affetmek → affetmek / unutmak

Aleyna Hoca ve Speaxon ekibi

Konuşarak öğrenme yöntemiyle A1'den B2'ye İngilizce eğitimi veriyoruz.

Okuduklarınızı konuşarak pekiştirin.

15 dakikalık ücretsiz seviye tespitiyle size uygun programı birlikte seçelim.

Bunları da okuyun