Tüm yazılar
Genel

''play'' ile ilgili en çok kullanılan 50 fiiller listesi

1 Mayıs 20253 dk okuma

''play'' ile ilgili en çok kullanılan 50 fiiller listesi

KISACA

“Play” fiili, en temel anlamıyla oynamak, çalıştırmak, çalmak (enstrüman ya da müzik), rol yapmak gibi anlamlara gelir. Kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanır.

Bu yazıda neler var? (47 başlık)
  1. play a game – oyun oynamak
  2. play the piano – piyano çalmak
  3. play football – futbol oynamak
  4. play music – müzik çalmak
  5. play with fire – tehlikeli iş yapmak
  6. play a trick (on someone) – birine şaka yapmak
  7. play the guitar – gitar çalmak
  8. play a part – rol üstlenmek
  9. play chess – satranç oynamak
  10. play safe – temkinli davranmak
  11. play a song – bir şarkı çalmak
  12. play an instrument – enstrüman çalmak
  13. play the violin – keman çalmak
  14. play a character – bir karakteri canlandırmak
  15. play outside – dışarıda oynamak
  16. play it cool – sakin davranmak
  17. play the victim – mağduru oynamak
  18. play sports – spor yapmak
  19. play a joke (on someone) – birine şaka yapmak
  20. play rough – sert oynamak
  21. play dirty – hile yapmak
  22. play for fun – eğlenmek için oynamak
  23. play by the rules – kurallara göre oynamak
  24. play a movie – film göstermek
  25. play defense – savunma yapmak (spor)
  26. play offense – hücum yapmak
  27. play smart – akıllıca oyna
  28. play a prank – eşek şakası yapmak
  29. play the hero – kahraman gibi davranmak
  30. play along – uyum sağlamak, rol yapmak
  31. play the field – çok kişiye ilgi duymak (aşk ilişkilerinde)
  32. play mind games – zihin oyunları oynamak
  33. play second fiddle – ikinci planda kalmak
  34. play it by ear – duruma göre hareket etmek
  35. play both sides – iki tarafa da oynamak
  36. play hooky – okulu kırmak
  37. play host – ev sahipliği yapmak
  38. play dumb – aptal numarası yapmak
  39. play with someone’s feelings – birinin duygularıyla oynamak
  40. play hard to get – ulaşılmaz gibi davranmak
  41. play out – gelişmek, sonuçlanmak
  42. play a hunch – içgüdüye göre hareket etmek
  43. play for keeps – ciddi olmak, kazanmak için oynamak
  44. play the odds – olasılıkları değerlendirmek
  45. play God – her şeye hükmetmeye çalışmak
  46. play dead – ölü taklidi yapmak
  47. play a role in decision-making – karar verme sürecinde rol almak

play a game – oyun oynamak

Let’s play a game together after dinner.

play the piano – piyano çalmak

She can play the piano beautifully.

play football – futbol oynamak

They play football every Sunday.

play a role – bir rol oynamak

He played an important role in the movie.

play music – müzik çalmak

The DJ played great music last night.

play with fire – tehlikeli iş yapmak

You're playing with fire by ignoring the rules.

play a trick (on someone) – birine şaka yapmak

The kids played a trick on their teacher.

play the guitar – gitar çalmak

I want to learn how to play the guitar.

play a part – rol üstlenmek

Parents play a part in children’s success.

play chess – satranç oynamak

Do you know how to play chess?

play safe – temkinli davranmak

Let’s play safe and leave early.

play a song – bir şarkı çalmak

Can you play my favorite song?

play an instrument – enstrüman çalmak

He plays three different instruments.

play the violin – keman çalmak

My sister plays the violin in an orchestra.

play a character – bir karakteri canlandırmak

She played the main character in the play.

play outside – dışarıda oynamak

Children love to play outside.

play it cool – sakin davranmak

Just play it cool during the interview.

play the victim – mağduru oynamak

Stop playing the victim and take responsibility.

play sports – spor yapmak

I like to play sports to stay fit.

play a joke (on someone) – birine şaka yapmak

Don’t play jokes on your friends too often.

play rough – sert oynamak

Boys often play rough at that age.

play dirty – hile yapmak

He always plays dirty in business.

play for fun – eğlenmek için oynamak

We’re not playing to win, just for fun.

play by the rules – kurallara göre oynamak

You need to play by the rules to succeed.

play a movie – film göstermek

They are playing a new movie at the cinema.

play defense – savunma yapmak (spor)

He plays defense on the basketball team.

play offense – hücum yapmak

Our team plays offense aggressively.

play smart – akıllıca oyna

To win, you have to play smart.

play favorites – torpil yapmak

The manager should never play favorites.

play a prank – eşek şakası yapmak

Teenagers love to play pranks.

play the hero – kahraman gibi davranmak

He always tries to play the hero.

play along – uyum sağlamak, rol yapmak

I decided to play along with the joke.

play the field – çok kişiye ilgi duymak (aşk ilişkilerinde)

He’s not serious; he’s still playing the field.

play mind games – zihin oyunları oynamak

She’s tired of people playing mind games.

play second fiddle – ikinci planda kalmak

He doesn’t want to play second fiddle anymore.

play it by ear – duruma göre hareket etmek

I don’t have a plan, I’ll just play it by ear.

play both sides – iki tarafa da oynamak

You can’t keep playing both sides.

play hooky – okulu kırmak

They played hooky to go to the beach.

play host – ev sahipliği yapmak

They played host to the conference.

play dumb – aptal numarası yapmak

Don’t play dumb, I know you understood.

play with someone’s feelings – birinin duygularıyla oynamak

He played with her feelings and hurt her.

play hard to get – ulaşılmaz gibi davranmak

She’s just playing hard to get.

play out – gelişmek, sonuçlanmak

Let’s see how the situation plays out.

play a hunch – içgüdüye göre hareket etmek

He played a hunch and was right.

play for keeps – ciddi olmak, kazanmak için oynamak

In this game, they play for keeps.

play the odds – olasılıkları değerlendirmek

Investors often play the odds.

play God – her şeye hükmetmeye çalışmak

Doctors shouldn’t try to play God.

play dead – ölü taklidi yapmak

The dog was trained to play dead.

play a role in decision-making – karar verme sürecinde rol almak

Employees should play a role in decision-making.

“Small steps every day lead to big changes.”

Her gün atılan küçük adımlar, büyük değişimler getirir.

Aleyna Hoca ve Speaxon ekibi

Konuşarak öğrenme yöntemiyle A1'den B2'ye İngilizce eğitimi veriyoruz.

Okuduklarınızı konuşarak pekiştirin.

15 dakikalık ücretsiz seviye tespitiyle size uygun programı birlikte seçelim.

Bunları da okuyun